GündemAsayiş

İsmail Güneş’in Son Çığlığı: “Ölmek Üzereyim”

Bir gazetecinin sesi son defa yankılandı telefonun ucunda. O, sadece haber yapmak için oradaydı ama şimdi bir haberin kahramanıydı

Bir gazetecinin sesi son defa yankılandı telefonun ucunda. O, sadece haber yapmak için oradaydı ama şimdi bir haberin kahramanıydı. 25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit ilçesinden havalanan helikopter düştüğünde, Gazeteci İsmail Güneş hayatta kalma savaşı veriyordu.

Saat 15.03’te yere çakılan helikopterde 6 kişi vardı. Ve o an, felaketin tam ortasında İsmail Güneş, 112 acil servisini arayarak yardım istedi. “Ölmek üzereyim…” dediği son sözleri, bir umudun çaresizlikle kayboluşunun kanıtı oldu.

İsmail Güneş’in Son Feryadı

Saatler geçiyordu ve kimse onlara ulaşamıyordu. İsmail Güneş, 112 acil servisle tam yedi kez konuştu. Son olarak saat 17.15’te yaptığı 34 saniyelik görüşme yürekleri dağladı:

112: Alo

İ.G: Alo

112: Alo efendim, buyurun!

İ.G: Biz helikopter kazası ile ilgili hala bir şey bulamadınız mı ya?

112: Elimizden geleni yapıyoruz, şu an nasılsınız?

İ.G: Ben ölmek üzereyim. Bir arkadaş da ölmek üzere.

112: Diğerlerinden ses seda geliyor mu?

İ.G: Diğerlerinin hepsi öldü…

Ve sonra telefon bir daha asla açılmamak üzere sustu.

Sessizliğe Gömülen Bir Haykırış

Gazeteci İsmail Güneş, soğuğun ve acının ortasında çaresizce bekledi. Yaptığı son konuşmalarda BBP Sivas İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı’nın da hayatta olduğu anlaşıldı, ancak yardım onlar için çok geç kaldı.

Saat 17.42’de enkaza sadece 300 metre uzaklıkta bir helikopterin iniş yaptığı iddia edildi. Peki, oraya inenler neden enkaza yardım eli uzatmadı? O anlarda İsmail Güneş hala hayattaydı… Ama kurtarılmadı.

Acı Gerçek: Otopsi Sonuçları

Helikopter kazasının ardından ortaya çıkan otopsi raporları, olayın üzerindeki sis perdesini daha da kalınlaştırdı. İsmail Güneş’in sadece bacakları ve kaburgaları değil, alt çenesinin de kırık olduğu anlaşıldı. Ama uzmanlar, çenesi kırık birinin bu kadar net konuşamayacağını söylüyordu. Peki çenesi ne zaman kırılmıştı? Bu sorunun cevabı hala bilinmiyor.

600 metre uzağa, soğuk toprağın üzerinde, yalnız başına can verdi İsmail Güneş.

Geride Kalan Acı

Bir gazetecinin kalemi, bir daha yazamadı. Sesi, bir daha duyulamadı. Ardından kalan sadece, ölümle yarışmaya çalışan bir adamın feryatlarıydı.

O gece, üzerine kar yağan enkazda sadece sessizlik vardı. Sessizliğe gömülen son bir haykırış… “Ölmek üzereyim.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu